Hoşgeldiniz Aylak Madamlar Takipçileri,

Hayat kimi zaman elektrikli, kimi zaman elektriksiz ama her daim bize renkli oldu !!!

İyi seyirler...

25 Mart 2012 Pazar

Madam Butterfly Kimdir ?


Madam Butterfly Kimdir ?

“Giacoma Pucci’nin üç perdelik operasıdır. İlk olarak 1904 te ortaya çıkmıştır. Madam Butterfly 15 yaşında Pinkerton ile evlenip dinini değiştirdiği için ailesi tarafından reddedilir. Pinkerton bir müddet sonra evini terk eder.Bu arada hamile olan Butterfly,senelerce sabırla Pinkerton’u beklemektedir. Amerika’da bir başkasıyla evlenen Pinkerton Butterfly’ın yanına 3 yaşındaki oğlunu almaya gelir. Pinkerton’un kendisine ihanet ettiğini gören Butterfly ise, ailesinden kalma hançerle ihanet eder.”

Gel gelelim benim içimdeki Butterfly kim derseniz?

1981 doğumlu, İstanbul ruhuna, İzmir’in zarafetine sahip fakat hiçbir zaman Ankara’lı olmayı başaramayan orta halli bir ailenin orta halli unvanını da bir türlü hak edemeyen biricik Butterfly'ı …
Zataliminde sol tarafta görüldüğü gibi bir Pinkerton'u var.
Tarafımın boy, kilo, göz rengi,ten rengi,bel-göğüs-basen vb.bedensel estanteneleri geçiyorum.Zira konumuz ruh esintileri ….
İtiraf ediyorum normal olmayı bir türlü beceremedim.Ruhta hafif meşrep bir delilik,serde de bunu belgeleyen bir dış görünüş mevcut. İnsan kazanma yanlısı, hayatı hak ettiğince kaliteli ve doyasıya yaşama arzusunun bünyesini sarıp sarmaladığı, bastığı toprakları sadece toprak olarak nitelendirmeyen, gördüğü güneşi sadece ısınmak amaçlı kullanmayan, 7/24 mesai yapan bir beyine sahip olan,birşeyi çok çabuk tüketme gibi bir sabırsızlığımında olduğu konusundaki söylentilere  canı gönüllülükle kabul eden, şıpsevdi sakızlarındaki gibi şıpsevdi meraklar ve azimsiz bir kişilik, yetenekli olup keman çalma konusundaki istikrarsızlığıyla hocalarını deli etmeyi başaran, birçok spor dalıyla uğraşıp birine sebat edemediği için hepsini bırakan,cenazeye bile giderken bakımlı olmanın yanı sıra ufak makyaj hilelerine başvuran, hani olaki okuduğu kitabı bitiverirse kitapsız ne yapar düşüncesiyle sürekli bir yedek kitapla gezen o yüzden çantası hep bavul gibi olup yoğun eleştiriler altında ezilen, materyalist zihniyetlerin karşısında direnişçi olarak  oyundaki repliklerini iyi hatim etmiş bir oyuncu rolüne bürünen, (Bu arada 5 yaşında tiyatroculuk yapmış sosyal bir annenin elide büyümüş olduğumu da söylemeden geçmek istemiyorum.Kadıncağız beni piyano dersleri,yüzme,voleybol,tiyatro,folklor ordan oraya sürükleyip durdu ve hep şunu dedi “benim kızımdan potansiyel bir ev hanımı olur” sanırım annemin düşüncesi benim hayatımı kaosa çevirmeye neden oldu.Neyse….) İnsanlardan ve hayattan beklentilerinin yüksek olması nedeniyle kırılgan bir ruh haline sahip kişilik örneği sergileyen,son günlerde kuantum konusuna merak salıp bütün egolarından kurtulmayı hedefleyen, ölmeden cenaze merasimini bir bir planlayıp kadınlara şapka erkeklere smokin vari bir görünüme büründürüp fuşya bir mezarlıkta arkasından çok ağlanılmasını talep etmekle kalmayıp bütün sevgililerini inci tanesi gibi dizip hepsinden büyük içtenlikle bir bir helallik vermelerini canı gönülden isteyen (zira çok can yaktım) ,sevdiklerini paylaşamayan ve bu konuda sürekli Madam Bovary tarafından eleştiriye maruz kalan,AR-GE olayını çok seven,yemek yapmaktan büyük keyif alan, yaşanılan her anı karelemek için sınır tanımayan,organizasyon konusundaki yeteneği dost çevresinde takdirle karşılanıp ve bu konuda başarılı çalışmaları sonucu acaba organizasyonculuk mu yapsam diye fikir baloncukları üreten, sevdiklerinin tarafına yalan söylemesini  kabul etmeyen yalan söyleyeni de yakaladığında onu bu yaptığına bin pişman eden, insanların konuşarak uzlaşması gerektiğini savunan ama konuşmanın kar etmeyeceği insanları bir köşeye zevkle bırakan, biraz bencil, öğrenmeye aç bir öğrenci hevesini hep gözlerinde yüreğinde taşıyan,dost kazanma yanlısı,dostların bu hayatta en büyük hazine olduğunu savunan,seyahat etmenin ruhunu beslediğini savunan imkanlar el verse sürekli bavulla ordan oraya savrulabilecek seyyar bir ruh haline sahip,muhasebe bölümünden mezun olduktan anneeeee ben ne yaptım diyen,annesinin annesi,babasının babası olma konusunda üzerine büyük görevler düşüp çocukluğunu bir türlü çocukça yaşayamayan,aç olduğu için yemek yemeyen paşa keyfi için yemek yemeyi tercih eden, yeşilin her tonunu sevmesine rağmen yeşillik ve sebze konusunda olabildiğince ketum bir davranış ile tadımlamayı reddeden hatta bununla ilgili bilinçaltı tezimde “geçmişte sanırım ben bir inektim ve yeşilliklerden bıkana kadar yediğim için sanırım şimdi yemeyi tercih etmiyorum” düşünceyi barındıran, çiçeklerin insan ruhunu besleyen bir yapısı olduğunu düşünen,sanatın hangi dalı olursa olsun kıyısından köşesinden bir tarafından tutunayım diyenlerden,ileride doğmamış çocuklarına kocaman bir kütüphane bırakmayı hedefleyen, her daim organizasyonlara ve yeniliklere açık bir  Butterfly var karşınızda… Daha sayın der iseniz liste uzun devam edebilirim ama takdir edersiniz ki geride de söylenmemiş cümlelerim olsun düşüncesiyle şimdilik bu noktada sonlandırıyorum :)))
Dönüp geçmişe ve gelecekte beni bekleyen karelere bir bakıyorum da çok şanslıyım hayatıma giren-çıkan, var olan-var olmayan her kişiye ve her nesneye yürekten binlerce şükür… iyiki varsınız… Butterfly sizsiz ne yapardı ? Neyse bu duygusal sahneyi geçiyorum…


Bu arada neden "Madam Butterfly" diye soracak olursanız ???
-Bilmiyorum...Öylesine  :)))

Sevgiler
Madam Butterfly

2 yorum:

  1. Çok güzel çizimler. Şahane!

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederiz Sn.Hayal Kahvem,
    Bloğumuz oldukça yeni her geçen gün eksta şeyler sizi beklemekte.Bu nedenle takip edin bizi...

    Sevgiler

    Madam Bovary & Madam Butterfly

    YanıtlaSil