Madam Butterfly Kimdir ?
“Giacoma Pucci’nin üç perdelik
operasıdır. İlk olarak 1904 te ortaya çıkmıştır. Madam Butterfly 15 yaşında
Pinkerton ile evlenip dinini değiştirdiği için ailesi tarafından reddedilir. Pinkerton
bir müddet sonra evini terk eder.Bu arada hamile olan Butterfly,senelerce
sabırla Pinkerton’u beklemektedir. Amerika’da bir başkasıyla evlenen Pinkerton
Butterfly’ın yanına 3 yaşındaki oğlunu almaya gelir. Pinkerton’un kendisine
ihanet ettiğini gören Butterfly ise, ailesinden kalma hançerle ihanet eder.”
Gel gelelim benim içimdeki
Butterfly kim derseniz?
1981 doğumlu, İstanbul ruhuna,
İzmir’in zarafetine sahip fakat hiçbir zaman Ankara’lı olmayı başaramayan orta
halli bir ailenin orta halli unvanını da bir türlü hak edemeyen biricik Butterfly'ı …
Zataliminde sol tarafta görüldüğü gibi bir Pinkerton'u var.
Tarafımın boy, kilo, göz rengi,ten rengi,bel-göğüs-basen vb.bedensel estanteneleri geçiyorum.Zira konumuz ruh esintileri ….
Zataliminde sol tarafta görüldüğü gibi bir Pinkerton'u var.Tarafımın boy, kilo, göz rengi,ten rengi,bel-göğüs-basen vb.bedensel estanteneleri geçiyorum.Zira konumuz ruh esintileri ….
İtiraf ediyorum normal olmayı
bir türlü beceremedim.Ruhta hafif meşrep bir delilik,serde de bunu belgeleyen
bir dış görünüş mevcut. İnsan kazanma yanlısı, hayatı hak ettiğince kaliteli ve
doyasıya yaşama arzusunun bünyesini sarıp sarmaladığı, bastığı toprakları
sadece toprak olarak nitelendirmeyen, gördüğü güneşi sadece ısınmak amaçlı
kullanmayan, 7/24 mesai yapan bir beyine sahip olan,birşeyi çok çabuk tüketme gibi bir sabırsızlığımında olduğu konusundaki söylentilere canı gönüllülükle kabul eden, şıpsevdi sakızlarındaki
gibi şıpsevdi meraklar ve azimsiz bir kişilik, yetenekli olup keman çalma
konusundaki istikrarsızlığıyla hocalarını deli etmeyi başaran, birçok spor
dalıyla uğraşıp birine sebat edemediği için hepsini bırakan,cenazeye bile
giderken bakımlı olmanın yanı sıra ufak makyaj hilelerine başvuran, hani olaki okuduğu
kitabı bitiverirse kitapsız ne yapar düşüncesiyle sürekli bir yedek kitapla
gezen o yüzden çantası hep bavul gibi olup yoğun eleştiriler altında ezilen,
materyalist zihniyetlerin karşısında direnişçi olarak oyundaki repliklerini iyi hatim etmiş bir
oyuncu rolüne bürünen, (Bu arada 5 yaşında tiyatroculuk yapmış sosyal bir
annenin elide büyümüş olduğumu da söylemeden geçmek istemiyorum.Kadıncağız beni
piyano dersleri,yüzme,voleybol,tiyatro,folklor ordan oraya sürükleyip durdu ve
hep şunu dedi “benim kızımdan potansiyel bir ev hanımı olur” sanırım annemin
düşüncesi benim hayatımı kaosa çevirmeye neden oldu.Neyse….) İnsanlardan ve
hayattan beklentilerinin yüksek olması nedeniyle kırılgan bir ruh haline sahip
kişilik örneği sergileyen,son günlerde kuantum konusuna merak salıp bütün
egolarından kurtulmayı hedefleyen, ölmeden cenaze merasimini bir bir planlayıp
kadınlara şapka erkeklere smokin vari bir görünüme büründürüp fuşya bir
mezarlıkta arkasından çok ağlanılmasını talep etmekle kalmayıp bütün sevgililerini
inci tanesi gibi dizip hepsinden büyük içtenlikle bir bir helallik vermelerini
canı gönülden isteyen (zira çok can yaktım) ,sevdiklerini paylaşamayan ve bu
konuda sürekli Madam Bovary tarafından eleştiriye maruz kalan,AR-GE olayını çok
seven,yemek yapmaktan büyük keyif alan, yaşanılan her anı karelemek için sınır
tanımayan,organizasyon konusundaki yeteneği dost çevresinde takdirle karşılanıp
ve bu konuda başarılı çalışmaları sonucu acaba organizasyonculuk mu yapsam diye
fikir baloncukları üreten, sevdiklerinin tarafına yalan söylemesini kabul etmeyen yalan söyleyeni de yakaladığında
onu bu yaptığına bin pişman eden, insanların konuşarak uzlaşması gerektiğini
savunan ama konuşmanın kar etmeyeceği insanları bir köşeye zevkle bırakan,
biraz bencil, öğrenmeye aç bir öğrenci hevesini hep gözlerinde yüreğinde
taşıyan,dost kazanma yanlısı,dostların bu hayatta en büyük hazine olduğunu
savunan,seyahat etmenin ruhunu beslediğini savunan imkanlar el verse sürekli
bavulla ordan oraya savrulabilecek seyyar bir ruh haline sahip,muhasebe bölümünden
mezun olduktan anneeeee ben ne yaptım diyen,annesinin annesi,babasının babası
olma konusunda üzerine büyük görevler düşüp çocukluğunu bir türlü çocukça
yaşayamayan,aç olduğu için yemek yemeyen paşa keyfi için yemek yemeyi tercih eden, yeşilin her tonunu sevmesine rağmen
yeşillik ve sebze konusunda olabildiğince ketum bir davranış ile tadımlamayı reddeden hatta bununla ilgili bilinçaltı tezimde “geçmişte sanırım ben bir inektim ve
yeşilliklerden bıkana kadar yediğim için sanırım şimdi yemeyi tercih etmiyorum”
düşünceyi barındıran, çiçeklerin insan ruhunu besleyen bir yapısı olduğunu
düşünen,sanatın hangi dalı olursa olsun kıyısından köşesinden bir tarafından tutunayım diyenlerden,ileride doğmamış çocuklarına kocaman bir kütüphane bırakmayı
hedefleyen, her daim organizasyonlara ve yeniliklere açık bir Butterfly var karşınızda… Daha sayın der
iseniz liste uzun devam edebilirim ama takdir edersiniz ki geride de söylenmemiş cümlelerim olsun düşüncesiyle şimdilik bu noktada sonlandırıyorum :)))
Dönüp geçmişe ve gelecekte beni
bekleyen karelere bir bakıyorum da çok şanslıyım hayatıma giren-çıkan, var olan-var
olmayan her kişiye ve her nesneye yürekten binlerce şükür… iyiki varsınız… Butterfly
sizsiz ne yapardı ? Neyse bu duygusal sahneyi geçiyorum…
Bu arada neden "Madam Butterfly" diye soracak olursanız ???
-Bilmiyorum...Öylesine :)))
Bu arada neden "Madam Butterfly" diye soracak olursanız ???
-Bilmiyorum...Öylesine :)))

Çok güzel çizimler. Şahane!
YanıtlaSilÇok teşekkür ederiz Sn.Hayal Kahvem,
YanıtlaSilBloğumuz oldukça yeni her geçen gün eksta şeyler sizi beklemekte.Bu nedenle takip edin bizi...
Sevgiler
Madam Bovary & Madam Butterfly